Hatay (Antakya) İli Tanıtımı No: 31

Kategori: Tatil - Gezi
 02 Mart 2010 
Okunma Sayısı: 6.709
   

ANTAKYA (HATAY)

Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin’e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır.Ayrıca Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir.
Hatay, inanç turizmi merkezleri,antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.

TARİHÇE

Yaklaşık olarak 2300 yıllık bir geçmişi olan Antakya’da ilk yerleşimin tarihi M.Ö. 8000′e kadar uzanır. Şehri İskender’in ölümünden sonra imparatorluğunu paylaşan komutanlarında Seleukos kurmuştur. Daha sonra Part, Sasani, Bizans, Abbasi Tolunoğulları, Aksitler, Hamdanogulları, Selçuklu, Haçlı ve Memluk egemenliklerine girmiştir. Şehir Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Osmanlı egemenliğine geçmiştir.1937′de bağımsız Hatay Devleti kurulmuş,1939′da Hatay Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmıştır.

COĞRAFYA

Hatay, Akdeniz Bölgesi’nin doğu ucunda Suriye ve Lübnan dağları arasındaki El Bekaa Vadisi’ni içine alan Gor Çukurluğu’ndan oluşan bir sınır ilimizdir. Kuzeyden Güneybatıya doğru uzanan Nur Dağları (Amanos) ve Kel Dağ ile Suriye platoları arasında kalan ilin verimli topraklarına sahip olan Amik Ovası, batıda şerit halinde uzanan bir kıyı ovasını oluşturur.
İlin başlıca akarsuları Asi, Karasu ve Afrin nehirleridir. İki tane sulama amacıyla kullanılan baraj bulunmaktadır. Birisi karasu üzerinde kurulmuş olan Tahtaköprü Barajı, diğeri ise Bohsin Çayı üzerinde kurulmuş olan Yarseli Barajı’dır.
Bitki örtüsü bakımından Ardıç, Meşe, Kayın, Kızılcık, Kavak, Çınar ağaçlarından oluşan geniş ormanlık alanların dışında Mersin, Defne, Kekik ve Lavanta bitkileriyle kaplı makilikler de bulunur.
Hatay’da Akdeniz iklimi hakim olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

İLÇELER

Hatay ilinin ilçeleri; Altınözü, Belen Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu , Reyhanlı,Samandağ ve Yayladağı’dır.

TURİZM

İskenderun
İskenderun

Cami ve Kiliseler
Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay’da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir.

St. Simon Stylite Manastırı , Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır.
Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir.

Hatay Cami ve Kiliseleri

Antik Kentler
Antalya il merkezine 7 km. mesafede olup her tarafı yeşillik olan güzel bir piknik yeridir. Antik çağın ünlü Daphne kentidir. Efsaneye göre Zeus’un oğlu ışık tanrısı Apollon, ırmak kenarında gördüğü genç ve güzel bir kız olan Daphne’ye aşık olur ve onunla konuşmak ister. Daphne’yi kovalar. Daphne kurtulamayacağını anlar. “Ey toprak ana beni ört, beni sakla, beni koru” diye yalvarır. Daphne ağaca dönüşür. Apollon şaşırır. Bu olaydan sonra şiir ve silah zaferi defne ağacının dalıyla mükafatlandırılır ve Defne’nin gözyaşlarının Harbiye’deki şelaleleri meydana getirdiğine inanılır. Seleukos Döneminde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olan Defne, çok sayıda köşkler, tapınaklar, eğlence yerleri ile ünlüydü. Stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı. Ancak şiddetli depremler bu şehri yerle bir etmiş, günümüze gözle görülür herhangi bir eser kalmamıştır.

Harbiye, şimdilerde çok ilgi gören mesire yeri, yayla olup aynı zamanda heykeller, turistik eşya yönünden önemli bir beldedir. Yöredeki tezgahlarda dokunan doğal ipekler ise gerek yurt içinde gerekse yurt dışında çok aranan kumaşlardandır. ( Çevlik ) Samandağ ın 5 Km. kuzeyinde denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan antik kenttir. Kentin, dağın hemen bitiminde, dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin bu limanı doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı. Tünel Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları , yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel , kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar 1380 mt. dir

Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta , 100 Mt. kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniş mağaradır. içinde çok sayıda mezar bulunan bu mağara diğerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezar yüzünden halk arasından ”Beşikli Mağara” olarak anılmaktadır. Antakya Reyhanlı karayolu üzerindedir. M.Ö. 5. yy.a ait iki saray kalıntısı vardır. 17 yerleşim tabakası teşekkül etmiştir. Burada bulunan çoğu eserler Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Dörtyol civarındadır. Kazı çalışmaları devam eden bu höyükte demir çağlarına ait eserler bulunmuştur. Kuzuculu’da M.S. 2.-3. yüzyıla, Karakese de M.S. 4.-5. yüzyıla ait kaya ve toprak mezarlar tespit edilmiş, kazılarda lahit, cam şişe ve kaplar, pişmiş toprak kaplar, kandil ve mühürler bulunmuştur. Bizans ve Gündüzoğulları döneminde büyük yerleşim yeri olduğu kalıntılardan anlaşılan köyün yakınında, kayalıklarda üzerinde yazıtlı kaya mezarları vardır. Antakya-Cilvegözü yolu üzerinde Reyhanlı yakınında şimdi piknik yeri olarak kullanılan antik dönem yerleşim yeri vardır. Yapılan kazılarda bir Hitit sarayı ile tapınağın ortaya çıkarıldığı Tainat’ta bulunan eserler Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Kapısuyu yöresinde, Çevlik bölgesine hakim bir tepede, sütun kalıntıları görülebilir. Seleukos Döneminde, Harbiye (Defne) çağlayanlarından Antakya’ya su getirmek için yapılan 10 km uzunluğundaki kanalların ve köprülerin kalıntılarını günümüzde de görmek mümkündür. Antakya içinde kalan tek bölümü Memekli Köprü olarak anılmaktadır.

Surlar
Antakya’nın etrafı Seleukus döneminde yüksek surlarla çevriliydi. Surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı’nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu.

Hacıkürüş deresinden gelen şiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haçdağı’nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı niteliğinde yüksek ve sağlam bir duvar olarak yapılmıştır. Aynı zamanda şehrin giriş kapılarından biri olarak kullanılan bu duvar günümüzde hala ayaktadır.

Köprüler
Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir. Ortaçağ’da bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. Taştan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ile kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak köprü halen kullanılmaktadır. Kırıkhan Ovası’nda, Karasu Nehri üzerindedir. 6 gözlü bir taş köprüdür. 16. Yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Kaleler
(Kürşat Kalesi)Antakya Prensliği zamanında yapıldığı sanılan kalenin büyük blok taşlarla yapılmış iki burcu halen ayaktadır. Antakya – İskenderun yolunun 27. km. sinde, yoldan 4 km. kadar içerde sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kalenin halen birçok mekanı sağlam durumdadır. 1567 de hendeği ile birlikte restore edilmiş bir Osmanlı kalesidir. Son yüzyılda hapishane olarak kullanılmıştır. Payas – Dörtyol arasında sarp bir tepe üzerinde 1290 yılında yapılmıştır. Çok az kalıntısı vardır. Kale ile liman arasında, limanı korumak amacıyla 1577 yılında yapılmış bir karakol kulesidir. Kırıkhan ile Hassa arasında, Kırıkhan’a 4 km. uzaklıkta bir tepe üzerindedir. Beyazid Bestami Makamı Darbı-Sak Kalesi üzerindedir. 19. yüzyıl sonlarında burada bir cami ve türbe yaptırılmıştır. Her yıl binlerce kişi ziyaret eder.

Hanlar – Hamamlar
Antakya içerisinde hemen hepsi geçmiş yüzyıllarda vakıflar tarafından yaptırılmış olan bir çok han ve hamam vardır. Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu güne getirmişlerdir. Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokullu Hanı halen kullanılır olanıdır.

Yaylalar
Hatay Yaylaları

Korunan Alanlar
Habibi Neccar Dağı Tabiat KorumaAlanı
Tekkoz Kengerlidüz Tabiat Koruma Alanı

Kaplıcalar
Reyhanlı-Antakya karayolu üzerinde Kumlu İlçesi’nde bulunmaktadır. Yörenin en büyük kaplıcası olup birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir. Kaplıca ve şifalı maden suyunun çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Erzin İlçesi’ne bağlı Başlamış Köyü’ndeki kayaların çeşitli yerlerinden çıkmaktadır. Erzin içmelerinin suyu hafif tuzlu ve acımsı, bikarbonatlı, toprak kalevili, karbondioksitlidir. Ayrıca bromür de vardır. Reyhanlı İlçesi’ne 20 km. uzaklıktadır. Türkiye-Suriye sınır kapısına çok yakınında bulunan kaplıcada yaklaşık 5 kaynakta su çıkmaktadır. İçme olarak da kullanılabilen kaplıca suyu çeşitli romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir. Merkez İlçeye bağlı Kisecik Köyü’ndedir. İçildiği zaman mide mitolitesini arttırır, boşalmasını kolaylaştırır. Çok içildiği zaman idrarı arttırarak idrar yollarının ince kumlarının atılmasına ve iltihapların temizlenmesini kolaylaştırır. Hararet derecesi sıcak sular grubuna girecek derecede olup, nevrit, nevralji, kronik romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

Mağaralar
Sarıseki Mağarası

Kuş Gözlem Alanı
Nur Dağları

ULAŞIM

E-5 karayolu ile İstanbul ve Ankara’dan Hatay’a ulaşılmaktadır. İskenderun’da bulunan gar ve limanla demiryolu ve deniz yolu ulaşımı da vardır.

Otogar Tel : (+90-326) 214 91 97

Demiryolu
İstasyon Tel : (+90-326) 614 00 44 – 614 00 45 – 614 00 46

YEME-İÇME

Hatay’da yörenin güzellikleri, şekilleri, tatları, renkleri mutfağa yansıtılmış olup, oldukça zengindir. Bunlardan Oruk, Öcce, Ekşili Börülce, Beyaz Kabak Boranisi, Cevizli Biber (Muhammara), Bakla Ezmesi, Humus, Nazlı Et Yemeği ile Peynirli Künefe ve Taş Kadayıf tatlıları damak zevkinizin çeşitliliğini arttıracaktır.

Hatay’dan Yemek Tarifleri

Kuzu etli patlıcan söğürme
Malzemeler:
400 gr. kuzu eti
1 adet kuru soğan
3 adet domates
150 gr. tereyağı
1 kg. patlıcan
1 yemek kaşığı pul biber
5 diş sarımsak Hazırlanışı: Patlıcanlar yağda veya ızgarada bütün olarak pişirilir. Sıcakken kabukları soyulur ve ince ince kıyılır. Pul biber ilave edilir. Bir tavada kıyılmış soğan ve sarımsak tereyağında kavrulur. Kuzu eti ilave edilir ve suyunu çekene kadar 20 dakika pişirilir. Domatesler de eklenir 10 dakika daha pişirilir. Servis tabağına patlıcanlar konur üzerine etli karışım ilave edilir. İstenilen şekilde süslenerek servis edilir.

Yörük kebabı
Malzemeler:
600 gr. kuzu kuşbaşı et
2 su bardağı erişte
3 adet domates
3 yemek kaşığı margarin
1 su bardağı bezelye
1/2 demet dereotu
1 adet enginar
10 adet mantar
1 adet soğan
4 adet yeşil biber
1 su bardağı kaşar rendesi Hazırlanışı: Kuşbaşı et, ufak ufak doğranmış soğan ile birlikte kavrulur. Küp küp doğranmış mantarlar ilave edilir. Daha sonra sırasıyla yeşil biber, enginar, domates ve bezelyeler eklenir. Diğer tarafta erişte tuzlu ve hafif yağlı suda makarna gibi haşlanır. Yağlanmış tepsiye önce kavrulmuş et ve sebzeler daha sonra erişteler düzgünce yerleştirilir. Tepsinin üzeri alüminyum folyo ile kapatılarak 180 dereceye ayarlanmış fırında 15 dakika pişirilir. Servis yapmadan önce üzeri kaşar rendesi ve dereotu ile süslenir.

Tahinli patlıcan
Malzemeler:
6 adet patlıcan
1 su bardağı tahin
1 adet limon
3 diş sarımsak
1 yemek kaşığı margarin
maydanoz kırmızıbiber tuz Hazırlanışı: Patlıcanlar orta hararetli fırında közlenir. Kabukları sıcakken soyulur ve iyice ezilir. Tahin, dövülmüş sarımsak, tuz ve limon suyu karıştırılır ve patlıcanlara ilave edilir. Servis tabağına alınan patlıcanların üzerine yağda kızdırılmış kırmızıbiber dökülür. Maydanoz ile süslenerek servis edilir.

ALIŞVERİŞ

Sanayileşme ve Kentleşmeyle birlikte Hatay’da dokumacılık ve İşlemeciliğe dayalı el sanatları yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Günümüzde küçük çapta sürdürülen el sanatları ipek dokumacılığı, ağaç oymacılığı, hasır örmeciliği, taş işlemeciliği ve defne yağı kullanılarak yapılan defne (gar) sabunu yapımıdır. Altınözü’nün Paslıkaya ve Antakya’nın Sofular Köyünde üretilen sap ve hasır örme işleri turistler tarafından çok ilgi çekmektedir. Özellikle hasır tabak ve tepsiler Hatay’ın simgesi haline gelmiştir. Bu ürünlerden mutlaka temin edilmelidir.

Alıntıdır

Fotoğraf Kaynak



 
İsim: [ Lütfen tüm alanları doldurunuz. ]
E-Posta: [ E-posta adresiniz gizli kalacaktır. ]
Mesaj: